|
İMAM
NEVEVİ ŞERHİ |
212, 213 ve 214 NOLU HADİSLER İÇİN
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve
seIlem)'in (212): '~dam kardeşine kafir derse ... " (213) diğer rivayette: "Herhangi bir
adam kardeşine kafir derse ... " (214) diğer
rivayette ise (2/49): "Babasını bildiği halde ondan başkasından olduğunu
iddia eden bir adam ... " şeklindeki bu hadis,
bazı ilim adamları tarafından zahirinin kastedilmemiş olması bakımından müşkil (açıklanması zor) hadislerden saymıştır çünkü hak
ehlinin mezhebine (kabul ettiği görüşe) göre Müslüman bir kimse öldürmek ve
zina etmek gibi masiyetler sebebiyle kafir olmaz. İslam dininin batıl olduğu inancına sahip
olmamak şartıyla kardeşine kafir demesi de böyledir.
Bu açıklamamız bilinen bir husus olduğuna göre şunu da belirtelim ki, bu
hadisin teviliyle ilgili çeşitli açıklamalar yapılmıştır:
1-
Hadis böyle bir sözü söylemeyi helal kabul eden hakkında yorumlanmıştır. Böyle
bir kişi kafir olur. Buna göre "onunla
döner" ifadesi küfür sözüyle döner demek olur. (214): "Üzerine
döner" ibaresinin anlamı da budur. Bu da (213) "üzerine döner"
ile aynı anlamdadır. Yani küfür onun üzerine döner. Buna göre her üç hadiste de
kullanılan farklı üç lafız aynı anlamı taşımaktadır.
2-
Bu açıklamaya göre hadisin anlamı, onun kardeşini eksik ve küçük görmesi ve
kardeşinin kafir olduğunu söyleme masiyeti
onun üzerine döner, şeklindedir.
3-
Bu hadis müminlerin kafir olduklarını söyleyen
Hariciler hakkında yorumlanır. Bu açıklama şeklini de Kadı Iyaz
(rahimehullah) İmam Malik b. Enes'ten nakletmiş
olmakla birlikte zayıf bir görüştür çünkü çoğunluğun ve muhakkiklerin ifade
ettikleri tercih edilen doğru görüş, Haricilerin diğer bid'at
ehli gibi tekfir edilmeyecekleri doğrultusundadır.
4-
Hadisin anlamı bu sebeple sonunda küfre varır şeklindedir çünkü masiyetler -ilim adamlarının dedikleri gibi- küfrün
postasıdır. Çokça masiyet işleyen kimsenin bu masiyetlerin uğursuzluğu sebebiyle sonunda küfre kadar
gideceğinden korkulur. Bu açıklamayı destekleyen hususlardan birisi de Ebu Avane el-İsferayini'nin
el-Muharrac ala Sahih-i Müslim adlı eserinde geçen şu
rivayettir: "Eğer dediği gibi ise (mesele yok), değilse kendisi küfür ile
döner." Bir diğer rivayette ise: "Kardeşine ey kafir
derse küfür ikisinden birisi hakkında vacip olur" buyurulmuştur.
5-
Kardeşine kafir demesi (tekfiri) onun üzerine döner.
Gerçek anlamda ona dönen küfür değil, tekfirdir (kafir
olduğunu söylemektir) çünkü mümin kardeşini kafir diye isimlendirmiştir. Kendi
kendisine kafir demiş gibi olur. Bu da ya kendisi gibi
olan bir kimseye kafir dediğinden dolayı böyledir
yahut İslam dininin geçersiz olduğuna inanan kafir bir kimseden başkasının
kafir olduğunu söylemediği bir kimseye kafir dediğinden dolayıdır.
Nebi
(Sallallahu aleyhi ve Selleml'in
kendisinin babasından başkasından olduğunu iddia eden kimse hakkında "Onun
babası olmadığım bilerek iddia ederse kafir olur"
buyruğuna gelince. Bununla ilgili olarak da iki yorum yapılmıştır:
1-
Böyle bir hüküm bunu helal kabul eden kimse hakkındadır.
2-
O nimeti, iyiliği, yüce Allah'ın hakkını ve babasının hakkını inkar etmiş birisi demektir. Yoksa burada kastedilen kişiyi
dinin dışına çıkartan küfür değildir. Nitekim Nebi (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) (kadınlar hakkında): "Onlar kafirlik ederler (nankörlük ederler, küfran-ı nimette
bulunurlar)" buyruğu da böyledir. Sonra kendisi bunu onların iyilikleri
nankörlük ederek inkar etmek, kocaların yaptıkları
iyilikleri de reddetmek olarak yorumlamıştır.
Babasından
başkasından olduğunu iddia etmek ise, nesebinin o başkasından olduğunu
söyleyip, onu baba edinmek demektir. Allah Rasulünün
"bildiği halde" şeklindeki kaydı ise mutlaka gerekli ve zorunlu bir
kayıttır çünkü günah ancak bir şeyi bilen kişi hakkında sözkonusu
olur.
"Kim
kendisinin olmayan bir şeyi (kendisinindir diye) iddia edecek olursa bizden
değildir" buyruğu hakkında ilim adamları da şu açıklamayı yapmıştır: Yani
böyle bir kimse bizim hidayet yolumuz ve izlemekte olduğumuz güzel yolumuz
üzerinde değildir. Bu da bir kimsenin oğluna, sen benden değilsin, demesi
gibidir.
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in: "Cehennem ateşindeki yerine
hazırlansın" buyruğunun açıklamasını da mukaddimenin baş taraflarında
zikretmiş ve bunun onun cehennemde inip konaklayacağı yere insin, orada
konaklasın demek olduğunu yahut orada konaklamaktan sakınsın, anlamında
olduğunu söylemiştik. İfade ise ya bir (bed)duadır
yahut emir anlamında bir haberdir. İkincisi bu husustaki iki görüşün güçlü
alanıdır. Bu da bu onun yaptığının karşılığıdır demek olur, ona bu cezanın
verilmesi de, affedilmesi de mümkün olduğu gibi, tevbe
muvaffakiyeti nasip olarak bunun cezası ondan düşebilir de.
Bu
hadisten anlaşıldığına göre kendisinin olmayan bir şeyin kendisine ait olduğuna
dair iddiada bulunmasının haram oluşu her şey hakkında sözkonusudur.
O şey ile alakalı başkasının hakkının taaI1uk edip etmemesi arasında da bir
fark yoktur.
Bundan
anlaşılan bir diğer hüküm de hakimin kendisi lehine
gerçekte hak sahibi olmadığı bir hükmü verecek olursa onu alması onun için
helal olmaz. Yüce Allah en iyi bilendir.
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in (214): "Kim de bir adamı kafir diye çağırırsa ... üzerine döner"
buyruğuna gelince, buradaki istisna lafzının (2/50) anlam için olduğu
söylenmiştir ki, bunun açıklaması da şudur: Kim ona böyle derse mutlaka o
dediği onun üzerine döner. Birincisine atfedilmiş olma ihtimali de vardır yani
"babasından başkasından olduğunu iddia eden bir adam" lafzı ile
alakalıdır. Bu durumda istisna lafız hakkında sözkonusu
olur. "Allah'ın düşmanı" ibaresindeki "düşman" anlamındaki
lafzı iki şekilde zaptettik (harekeledik) ref ve nasb olmak üzere. Nidayı
esas alarak nasb daha tercih edilir ki, bu da
"ey Allah'ın düşmanı" demek olur. Ref ile
okunması ise mübtedanın haberi kabul edilmek
suretiyle olur. Yani o Allah'ın düşmanıdır. Nitekim diğer rivayette
"kardeşine kafir derse" ibaresindeki
"kafir" kelimesini ref ve tenvin ile hazfedilmiş bir mübtedanın
haberi olarak zaptettik (harekeledik). Allah en iyi
bilendir.
Bu
başlıktaki hadislerin senetlerine gelince (214): "İbn
Bureyde, Yahya b. Ya'mer'den,
o Ebu'l-Esved'den, o Ebu Zerr'den" isnadı vardır.
İbn Bureyde'nin adı Abdullah
b. Bureyde b. el-Husayb el-Esleml'dir. Bu kişi onun kardeşi olan Süleyman b. Bureyde değildir. Kardeşi Süleyman ile birlikte her ikisi
de sika, önder ve değerli iki tabiidirler. Ömer b. el-Hattab
(r.a.) döneminde tek batında (ikiz) olarak dünyaya gelmişlerdir.
"Ya'
mer" ismi ise ye harfi ötreli olmakla birlikte
mim harfi hem fethalı, hem ötreli (Ya'mer ve Ya'mur) şekillerinde okunur.
İbn Bureyde ile Yahya b. Ya'mer iman bölümünde ilk isnatta geçmiş idiler. Ebu'l-Esved ise "ed-Oueli" nispetli olandır. Adı, Zalim b. Amr'dır, meşhur olan budur. Adının Amr
b. Zalim olduğu, Osman b. Amr, Amr
b. Süfyan olduğu da söylenmiştir. Vakidi ise adı Uveymir b. Zuveylim'dir demiştir.
Basralıdır, Basra kadısıdır. Oldukça akıllı zatlardan birisi idi. Nahiv kurallarını
koyan odur, tabiinden üstün bir zattır.
Bu
isnatta birbirinden rivayet nakleden tabiinden oldukça değerli üç kişi bir
arada bulunmaktadır. Bunlar İbn Bureyde,
Yahya ve Ebu'l-Esved'dir.
Ebu Zerr (r.a.)'a gelince. Meşhur
olan adının Cundeb b. Cunade
olduğudur. Adının Burbur olduğu da söylenmiştir.
Annesinin adı Vakia kızı Ramle'dir.
Kendisi ilk Müslüman olanların dördüncüsüdür, beşincisi olduğu da söylenmiştir,
menkıbeleri meşhurdur. Allah ondan razı olsun, Allah en iyi bilendir.